B l o g i s t a n

Bi dünya konu, söz, yazı, yorum; kendi blogum…

Skip to: Content | Sidebar | Footer

Sayfalar

Ben acılar denizinde boğulmuşum

19 Ağustos, 2008 (17:01) | Sevgili günlük... | By: muradu

Okudukça ya da radyoda dinledikçe içimde garip hisler uyandıran, hatta kimin yazdığını bilmesem de seve seve tekrar tekrar okumak istediğim güzel bir şiiri paylaşmak istedim bugün.

Ben acılar denizinde boğulmuşum
İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
Duyarım yosunların benim için ağladıklarını

Ölüyüm çoktandır, bir baksana gözlerime
Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını

Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını

bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
Yılların içimde bıraktıklarını

Berat kandiliniz mübarek olsun

16 Ağustos, 2008 (21:29) | Maneviyat | By: muradu

Bu gece şaban ayının 15. gecesi, yani mübarek berat kandili gecesi. Bu vesileyle değerli okurlarımızın berat kandilini tebrik ediyorum ve Allahü tealadan hayırlara vesile kılmasını temenni ediyorum.

Aşağıdaki güzel yazıyı da sizlerle paylaşmak istiyorum ki bu gecenin önemi bilinsin:

Berât gecesi, Şâban ayının onbeşince gecesidir. Yâni ondördüncü günü ile onbeşinci günü arasındaki gecedir. Allahü teâlâ, ezelde, hiçbir şey yaratmadan önce, herşeyi takdîr etti, diledi. Bunlardan, bir yıl içinde olacak her şeyi, bu gece meleklere bildirir.

Kur’ân-ı kerîm, levhilmahfûza bu gece indi. Resûlullah sallallahü aleyhi ve selem bu gece çok ibâdet, çok duâ ederdi.

Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

“Şâban-ı şerîfin onbeşinci gecesi olunca, o geceyi ihyâ ediniz ve gününde oruç tutunuz! Muhakkak ki, Allahü teâlâ,”Mafiret olunmak isteyen yok mudur, magfiret edeyim? Rızık isteyen yok mudur, rızık vereyim. Kim ne isterse vereyim!” buyurur. Bu hâl sabaha kadar devam eder.”

“Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan duâ, tevbe, red olunmaz. Fıtır Bayramı’nın ve Kurban Bayramı’nın birinci geceleri, Şâbanın onbeşinci (Berât) gecesi ve arefe gecesi.”

“Berât gecesini ganîmet, fırsat biliniz. Şâbanın onbeşinci gecesidir. Kadir gecesi çok büyük ise de hangi gece olduğu belli değildir. Bu gece (Berât gecesinde) çok ibâdet ediniz. Yoksa kıyâmet gününde pişmân olursunuz.”

“Şâbanın onbeşinci gecesinde Allahü teâlânın kulları üzerine rahmeti zuhûr edip, mü’minleri magfiret eder, bağışlar. Kâfirlere ise mühlet verir. Kin ve hased sahibi olanları bu sıfatları terk edinceye kadar kendi hallerinde bırakır.”

“Şâban ayının onbeşi gelince, gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz.”

“Şâban ayının onbeşinci gecesi, rahmet-i ilâhi dünyayı kaplar, herkes affolur. Ancak haksız yere müslümanlara düşmanlık besleyen ve Allahü teâlâya ortak koşan magfiret olunmaz.”

Daha bitmedi, devamı burdan… »

Bu gece göktaşı yağmuru var

12 Ağustos, 2008 (13:34) | Gündem | By: muradu

Gökyüzü tutkunları, 12 Ağustos gecesi (yani bu gece) göktaşlarını gözlemleyebilecekler. En yoğun yaşanacağı saatler gece yarısı olarak bildiriliyor ve ortalama saatte 100 kadar göktaşının gökyüzüne gireceği umuluyor.

Tabi bu görsel şölen için şehrin ışık kirliliğinde arınmış kapkaranlık ve yüksekte kalan yerlere gitmekte fayda var. Ben eskişehirde mesela bozdağ civarlarına gitmeyi düşünüyorum ya da olmazsa en yakın olaraktan şahintepesi işimizi görmeye yeter.

Perseid olarak adlandırılan bu göktaşları her sene 17 Temmuz - 24 Ağustos günlerinde dünyamızı ziyaret ediyorlar. Bu sene en yoğun göktaşı yağmurunun gözlemleneceği zaman 12 ağustos gecesi.

Her sene bu zamanlarda olan göktaşı yağmurlarının sebebi de dünyamızın Güneş çevresinde 130 yılda bir tur atan Swift-Tuttle kuyrukluyıldızının yörüngesinde bıraktığı kalıntıların içinden geçmesi.

Dünya sanal, enerji sarfiyatı gerçek!

10 Ağustos, 2008 (01:13) | Bilgisayar, Web Günlüğü | By: muradu

Bugün sizlerle dw-tv‘nin internet sitesinde okuduğum ve beğendiğim bir makaleyi paylaşacağım:

Araştırmalar, internet kullanımının da çevre kirliliğine yol açtığını ortaya koydu. Uzmanların tesbitlerine göre, Google’da yapılan her arama, 40 vatlık bir ampulün bir saat boyunca harcadığı enerjiye eşit.

Karbondioksit emisyonunu azaltmak gerektiğini artık herkes biliyor, ama bunun için tasarrufa yanaşan az! Tasarruf önlemleri arasında bilgisayarınızı hazır konumunda bırakmayıp, kapattıktan sonra fişten çekmek de var.

Oysa yaygın tutum, değil bilgisayarı fişten çekmek, her an ulaşılır olmak için sürekli açık tutup internete bağlı kalmak. Yapılan bir araştırmaya göre Google arama motorunda yaptığınız tek bir arama, 40 vatlık bir ampulün bir saat boyunca harcadığı enerjiye eşit. Popüler oyun “İkinci Hayat”taki bir figür yılda 1752 kilovat enerji harcıyor. Ve bu örneğin Hindistan’da kişi başına harcanan yıllık ortalama enerjiden daha fazla. Evet, dünya sanal, ama enerji harcaması gerçek.

Hava trafiğiyle aynı seviyede

Federal Çevre Dairesi uzmanlarının hesaplarına göre, internet kullanımı, Almanya’da yılda 4 milyon ton karbondioksit emisyonuna yol açıyor. Bu miktar toplam karbondioksit emisyonunun yüzde üçüne denk düşüyor. Oransal olarak düşük görünse de internet kullanımının yol açtığı karbondioksit emisyonu hava trafiği ile aynı düzeyde.

Sunucular ve kesişme noktaları

Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti İklim Araştırmaları Enstitüsü’nün hesaplamalarına göre, 2010 yılında internet için harcanan elektrik yılda 30 milyar kilovatı aşacak. Bunun büyük bir kısmı bilgisayarların hesabına gidiyor, ama sistemin işlemesi için sürekli hazır durumda tutulan sunucular, bunlarla aradaki bağlantıyı sağlayan kesişme noktaları, elektronik posta ve internet ticareti de ciddi elektrik harcamasına yol açıyor.

İnternet’ten “yükselen” radyoaktif atık

Greenpeace’in hesaplamalarına göre, fosil enerji kaynaklarının kullanımı bugün olduğu düzeyde kalırsa, 2010 yılında internet kullanımı sonucunda 18,5 milyon ton karbondioksit ve 27 ton radyoaktif atık çıkacak. Üstelik internet sürekli gelişen bir branş. Internet’teki veriler her dört ayda bir iki katına çıkıyor. Sadece Youtube portalında bile iki yıl önce internetin tamamındaki kadar işlem yapılıyor. Freiburg Ekoloji Enstitüsü’nün hesaplarına göre internet ağının elektrik ihtiyacı, 20 bin megavatlık bir tesisi gerektiriyor.

Bilişim dünyasının çözüm arayışı

Bu potansiyelin farkında olan bilgisayar üreticileri hem çevre hem de gittikçe artan enerji fiyatlarına karşı çözüm olarak tasarruf önlemlerini araştırıyor. Sadece Ebay ya da Google’ın aylık elektrik faturasının milyonlarca Euro olduğunu belirten uzmanlar şimdi enerji tasarruflu çipler ya da yenilenebilir enerji ile çalışan portallar üzerinde çalışıyor. Greenpeace, karbondioksitsiz elektronik posta adreslerini için reklam yapmaya başladı bile. Yeşil Barış kuruluşu internet portalı elektriğini yenilenebilir enerjilerden sağlıyor.

Bir arabanın gider masrafları

9 Ağustos, 2008 (00:26) | Oto Gündem | By: muradu

Opel meriva 1.3 CDTi 2005 model dizel aracıma göre bazı giderler şöyle:

1-Yakıt: Ayda 150 YTL
2-Bandrol yani yıllık vergi: 1.3 motor ve 3 yaştan büyükler için 122YTL iki taksitte (ocak-temmuz)
3-Zorunlu sigorta: Yıllık 150′ydi yanlış hatırlamıyorsam. Arabanın model ve yaşına göre değişir.
4-Kasko: Valla yaptırmıyorum, şart değil. Birazda acemiliğe bağlı. Acemiyseniz her türlü hasar için yaptırmanızı tavsiye ederim tabi. 1000-1500 YTL arası değişir, model ve yaşa göre değişir. Sigorta şirketlerinin sitelerinden fiyatı tam olarak öğrenebilirsiniz.
5-Km bakımları: 15000km’ye denk geliyor oda genelde yılda yapmış olduğum km. 250YTL civarı.
6-Egsoz muayene: 3 yaşından sonra her 2 yılda bir yapılır binek oto için. 19 YTL
7-Fenni muayene: O da 3 yaşından sonra 2 yılda bir yapılır. 110 YTL
8-Yıllık vergi: Bandrolle aynı manaya gelir.
9-LPG sızdırmazlık: Arabam dizel… Ancak 20-30 arası bişey fiyatı
10-Alım-satım-noter: Pek hatırlamamakla birlikte 100lira notere gitti ama şimdiki kanunla noter aradan çıkarıldı. Notere gerek yok.
11-Lastik: 4 yeni brigdstone lastik 670YTL civarı, kullanıma göre ömrü değişir. 7 sene dayanır herhalde bilemiyorum…

Petrolün ateşi iniyor

8 Ağustos, 2008 (16:52) | Gündem | By: muradu

Çok şükür ki, benzin ve mazotun ateşi yavaş yavaş düşmeye başladı. Son yapılan indirimlerle beraber İstanbul’da BP, Opet, PO ve Shell bayilerinde 95 oktan kurşunsuz benzinin litre fiyatı da 3,43 YTL’den 3,39 YTL’ye düştü. Ankara ve İzmir’de ise BP, Opet, PO ve Shell bayilerinde 95 oktan kurşunsuz benzinin litre fiyatı 3,42 YTL’den 3,38 YTL’ye indi.

Söz konusu bayilerin Ankara, İstanbul ve İzmir bayilerinde motorinin litre fiyatlarında da 8-9 YKr arasında indirime gidildi. Motorinin fiyatı İstanbul’da 2,97, Ankara’da 3,01, İzmir’de ise 2,96 YTL’ye kadar geriledi.

Sebepsiz bir zam furyası ile başlayan bu krizin yavaş yavaş söndüğü ortada. Tabi 10 ay kadar devam eden hala da fiyatı pahalı olan akaryakıtlar, insanların bazı davranışlarının değişmesine neden olmadı değil. Toplu taşımaya ilgi giderek artıyor. Amerikan toplu taşıma birliği (apta), yılın ilk üç ayında toplu taşımada rekor kırıldığını açıkladı. Uzmanlar, benzin fiyatlarının artışıyla, toplu taşıma rekorunun yılın ikinci yarısında daha da büyüyeceği tahmininde bulunuyor. Tabi bir de küçük not: Rekora rağmen amerikalıların yalnızca yüzde 5′i işe giderken toplu taşıma araçlarını kullanıyor.

Yeni tema

5 Ağustos, 2008 (17:22) | Sevgili günlük..., WordPress | By: muradu

Yeni bir iş, yeni bir aşk, yine gülecek bir neden lazım…, kendime yeni bir ben lazım derken efendim, sitemizi şimdiye kadar ki en iyi görüntüsüne getirmiş olduk. Yepyeni bir temayla birlikte değişimin kokusu size de gelmiştir sanırım.

Temayı artık kim yaptıysa, çok teşekkürlerimi sunuyorum taa buralardan. Kıytırık temalara benzemediği besbelli ve tasarım açısından da güzel. Tam 4 tane widgest desteği var. Yan menü tasarımı çok hoşuma gitti. Daha ne olsun di mi sevgili okur!… Wordpress 2.6′da tabi ellerinizden öper. Önceki sürümlerde olan birçok hataları düzeltmiş ve sanki birazda hızlanmış gibi geldi bana.

Bu kadar yeter deyip, yeni yazılarımızda görüşmek üzere diyorum.

Fenni muayene

5 Ağustos, 2008 (14:05) | Oto Gündem | By: muradu

Efendim geçen arabamı muayene ettirdim, detayları anlatayım.

Öncelikle, evet muayene istasyonları özelleştirildi. Özel istayonlar TÜV-TÜRK diye geçiyor. Adresi şu: http://www.tuvturk.com.tr/index.asp Buradan bakın kimi şehirlerde var yalnız.

Fenni muayeneyi ilinizde bulunan şöförler odasından yaptırabilirsiniz. Fenni muayeneye gitmeden önce egsoz emisyonunu ölçtürün. Fiyatı 19 lira buralarda. Daha sonra vergi dairesine gidip muayene ücreti 110,90 YTL’yi yatırıp, makbuzun aldıktan sonra vergi ve ceza borcu olmadığına dair yeşil bir kağıt alacaksınız. Ayrıca trafik sigortanızında günü dolmamalı muayene tarihinde. İşte bu 4′lü ile (egsoz emisyon, muayene ücreti, vergi borcu olmadığını gösterir kağıt, ruhsat) şöförler odasına gidiyorsunuz. 15 dakika muayene sırası gelip aracınızı güya muayene ediyorlar.

Çünkü benim aracımda muayene adına yaptıkları tek şey “abi 4′lüleri yak bakalım” oldu. Şasi numarası da camda yazıyor, kaputu bile açmadan muayene ettirdik yani. Böyle şey olur mu demeyin, Türkiye’de araç muayene eden ustalar öyle bir usta ki şöyle bi bakınca aracın ne olduğunu hemen anlayıveriyorlar. Motoru hissediyorlar, frenler de ona keza… Tabi boku bokuna 110 lira da gidiyor o ayrı bir dert…

Son olarak LPG’li araçlarında sızdırmazlık raporu alıp muayeneye gitmelerini de hatırlatayım…

Bir de eskişehir’e de şu TÜV-TÜRK’ün gelmesini ve arabayı adam akıllı muayene ettirmeyi isterdim doğrusu. Araba özen gösteririm çünkü. En azında servise uğramadan nerede ne sorun var öğrenmiş olurduk.

Şampuan ve Saç boyaları

5 Ağustos, 2008 (13:51) | WordPress, İlginç şeyler | By: muradu

Hep merak ederim şu şampuan ve saç boyalarının üzerine neden kadın resimleri koyarlar?

Sanki şu dünyada saçını yıkayan ve boyayan bi tek bayanlar var. Markete gittiğimde nedendir bilinmez ama böyle şampuanları almamaya özen gösteriyorum. Yoo yanlış anlamayın, taş fırın erkekliği ile alakası yok (belki vardır kim bilir :D ) ama ne bileyim elim uzanmıyor bi türlü…

Reklamlarda dikkat ettim de bir tek head&shoulders‘in mankeni erkek. Gerçi o da bi acayip reklam, adamın saçları kendine özgüven vermeye yetiyor. Keller n’apsın bu durumda!… (Ben olsam dava açarım:) )

Hasıl-ı kelam değişik mevzu bunlar. Belki feministler ele geçirmiş olabilir bu sektörleri…

Tabi cevabını bilen varsa yazsın lütfen… Bu soru için için beni parçalıyor :P

Makine Mühendisi olmak ya da olmamak

30 Temmuz, 2008 (11:01) | Mühendislik, Videolar, WordPress Kurulumu | By: muradu

Efenim, sevindirici bir haber öğrendim bugün. Neymiş? Ülkemizde, yönetici pozisyonundaki mühendislerin %80′i makine mühendisiymiş. Vay bea… Bunlardan olmasam da, bir anda içim geçip kendimi böyle hissettim. Acep bir şirkette yönetici olsam n’olur ki…

Ya aslında bu mühendislikte en zevkli iş ne biliyon mu? Tasarladığın ürünün tezgahlardan çıkıp eline ulaşması daha sonra montaja gidip ait olduğu yere takılıp işlevini yerine getirmesi. Bir makine yapıyorsunuz ve onun içinde size ait bir parça var. Bunu ben yaptım diyebilirsiniz yani.

Hazır tercih günlerindeyken, öss’ye girip tercih yapanlara tavsiyem, yani biraz daha birleştirici bir zekaya sahip olup, 3 boyutlu düşünenlere ve mühendislik okumak isteyenlere tavsiyem makina mühendisliği okumalarıdır. Zaten Türkiye gelişen bir ülke konumunda olduğu için makinecilere olan ihtiyaç hiç bitmez. Gün geçtikçe de artmakta…

Google’a, eski mühendislerinden yeni rakip

29 Temmuz, 2008 (19:46) | Web Günlüğü | By: muradu

Google’dan ayrılan, eski google mühendisleri yeni bir arama motoru kurmuşlar. Google’a ne kadar rakip olur bilemem ama farklı dizaynıyla fark oluşturacağı kesin. Şimdilik google’ın 1 trilyonluk indeks sayfasına karşın yeni rakip cuil.com’un sadece 121,617,892,992′lik bir indeks sayfasına ulaşmış. Yani gücü google’ın onda biri.

Ama tasarımı güzel bak.

Rakip sitemiz burası.

KEY’e erişilemiyor!

29 Temmuz, 2008 (13:28) | Sevgili günlük..., İlginç şeyler | By: muradu

Efendim malumunuz KEY ödemeleri diye bir gündem var biricik ülkemiz Türkiye’de. Böylesi bir uygulama yok tabi dünya üzerinde. Önce parayı al tüm vatandaştan, işini yapamayınca değerini kaybetmiş olarak geri ver yine. İşte biricik ülkem Türkiye’nin hali…

Tabi akşam haberlerinden de gördüğümüz üzere ziraat bankalarında ucu bucağı bilinmez kuyruklar oluşmuş durumda. keyodemeleri.com’dan erişim olmadığı için herkes 1000ytl’nin üzerinde para alacağım diye kuyruğa giriyor ancak aldıkları para kiminin 1 lira kiminin 21.

Öylesi garip bir olay yaşanmış istanbul emirgan’da. Parasını almak isteyen bir vatandaşımıza sadece 21 YTL ödenmiş. Bu hakkına itiraz edince asıl miktarın 1277 YTL olduğu anlaşılmış ve gerçek miktar ödenmiş. Tabi bu haberi ntvmsnbc.com duyururken, bankalardan da ödeme makbuzunu almayı unutmayın diye önemli bir uyarıda bulunuyor. Hani olurda az alırsın ya, bare elinizdeki makbuzla mahkemeye falan başvurursunuz.

Dİğer bir gariplik de KEY ödemesi yapılacak olanların isimlerinin hepsi Resmi gazeteye basılmış. Nasıl olcak demeyin, burası Türkiye… Kaç sayfa tutmuş söyleyim mi… Tam tamına 158bin sayfa. Bu bir dünya rekorudur. 80 cilt halinde basılmış ve resmi gazeteyi almak isteyenlere 562 YTL’den satışa sunuluyor. Haberin kaynağı da burası.

Dipnot: O rekorlar kıran 80 ciltlik gazeteyi burada bulabilirsiniz.

Mîrac aklın bittiği, Îmanın başladığı yerdir

29 Temmuz, 2008 (13:00) | Maneviyat | By: muradu

Mi’rac gecesi, ızdırab ve sevincin bir arada yaşandığı gecedir!
İnsan birşeyi sevdi mi, sevdiklerininde kavuşmasını ister.
Mîrac… Namaz kılmayan mîrac’dan mahrumdur. Mîracta ne hikmetler vardır…!
Bir dâvâ ne kadar sıkıntı içinde olmuşsa, o kadar uzun ömürlü olur ve haktır.
Adem aleyhisselam; kupkuru bir dünyaya geldi, yıllarca değil yüzyıllarca sıkıntı çekti. Sonra peygamber efendimizin yüzüsuyu hürmetine dua etti. “Rabbenâ zalemnâ enfüsenâ…” duasını devamlı okurdu.
Sonra, iki evladından biri diğerini öldürdü… Bir baba için ne zordur…!
Nuh aleyhisselam 950 sene uğraştı. inanmadılar, çok eziyet ettiler. Döverlerdi, her seferinde öldü diye bırakırlardı. Cebrail aleyhisselam gelir yaralarını sarardı, tekrar tebliğe başlardı… Sonra Allahü teala O’na gemi verdi.
İbrahim aleyhisselam’ı ateşe attılar, oğlunu kesme emri verildi ki, bu, Allahü Teala’nın halîl’i, Peygamberidir…
Musa aleyhisselam da çok çekti; Doğduğu sene firavun bütün erkek çocukları öldürdü. Senelerce çobanlık yaptı. Dönerlerken, hanımı hamile… Zifîri karanlık, çaresiz… Bir ışık gördü, ışığa gitti. Orada Allahü Teala O’nunla konuştu (Mîrac değil, mîrac yalnız peygamber efendimize verildi). Musa aleyhisselam bir kişi gördü, etleri lîme lîme dökülmüş… Mûsâ aleyhisselam: “Yâ Rabbî, bunun günahı nedir ki, buna böyle ceza verdin” dedi. Allahü teala: “Yâ Musa, ceza değil mükafat verdim, o öyle yüksek makamlar istedi ki, o makamlara kavuşması için bunu çekmesi lazım” dedi.

Daha bitmedi, devamı burdan… »

Bir kimseyi iyi tanıyabilmek

26 Temmuz, 2008 (17:54) | Sevgili günlük... | By: muradu

Bir kimseyi iyi tanıyabilmek için, özellikle şu beş şey önemlidir:

1- O kişiyle birkaç defa alış veriş yapmalı, işin içinde para olmalı. Paraya önem verip vermediği anlaşılmalı. Para için bizi satıp satmayacağını öğrenmeli. Para isteyince cüzdanını hemen ömünüze mi atıyor, yoksa para vermemek için çeşitli bahaneler mi uyduruyor? Senin malın senin, benimki benim mi diyor? Veya seninki de benim, benimki zaten benim mi diyor? Yahut para ne ki, benimki de senin, seninki de senin mi diyor?

2- Birkaç sefer yolculuk yapmalı, yolculukta yükünü bize mi taşıtıyor, yoksa bizim yükümüzü de kendi mi taşıyor? Bizim için ne gibi sıkıntılara girebiliyor?

3- Öfkeli veya normal haldeyken durumu değişiyor mu? Kızınca insaf ve adeletten ayrılıyor mu? Kızması dünya için mi, ahiret için mi oluyor?

4- Birkaç sefer yemek yemeli, yemekte kendisini mi, yoksa bizi mi tercih ediyor? Yemeğin ve meyvelerin iyilerini mi seçiyor? Yoksa bizim iyice doymamız için, kendisi yer gibi mi görünüyor?

5- Allah rızasını her şeyin üstünde mi tutuyor? Allah yolunda malını, cananı harcayabiliyor mu? Namazlarında bir kusur görülüyor mu?

İşte böylece, o kimse hakkında yeterli bilgi edinmiş, onu tanımış oluruz.

Sevgili okurum, yeniden merhabalar

21 Temmuz, 2008 (14:46) | Sevgili günlük... | By: muradu

Efendim çookkkk uzun bir aradan sonra tekrar sizlerle olmanın heyecanı içersindeyim. Yazmayalı bir ay’ı geçmiş. Ne de çabuk vakit geçiyor anlamış değilim tabi. Bu süre zarfında güzel bir tatil yaptım, baya yerler gezdim. Ancak tatilden dönüşte bir de baktım bizim sitenin süresi dolmuş kapanmış bile :s Eee bu işler parayla dönüyor tabi, parasını ödemeyince hemen kapatıyorlar. Domain’i yani muradu.com’u 1 seneliğine uzattım ve hızlı, beleş ve reklamsız bir host’a geçtim.

Vee şimdi tekrardan yazmaya başladım. Ne güzel…..

Tekrar buluşmak dileğiyle